kitaplar, filmler, diziler, şarkılar, reklam panoları, kahvaltılık gevrek kutularının arkaları.
3 Ekim 2015 Cumartesi
salinger.
"Ben diyorum ki, hakiki sanatçı-kahin, güzelliği üretebilen ve üreten o semavi budala, esas olarak kendi vicdanıyla, kendi kutsal insani bilincinin kör edici biçimleri ve renkleriyle gözü kamaşarak ölür."
"... daha önce alenen ilan ettiğim gibi, mutlu bir yazar olduğum halde, ne şimdi ne de hiçbir vakit asla neşeli bir yazar olmadığıma yemin edebilirim; bereket versin her zamanki neşesiz düşünceler profesyonel kotasından bana da tahsisat yapıldı."
"Dramatik satırbaşı boşluklarından bütün kalbimle nefret ederim ama, sanırım bu mesele için yeni bir paragrafa ihtiyacım var."
"Neye gülümsüyordum, biliyor musun? Mesleğinin yazarlık olduğunu yazmıştın. Bana duyup duyacağım en güzel örtmece lafmış gibi geldi. Yazmak ne vakit senin mesleğin oldu ki? O sadece senin dinin oldu, asla başka bir şey değil. Asla. Şu anda biraz fazla heyecanlıyım. Gerçekten senin dinin olduğuna göre, öldüğünde sana ne sorulacağını biliyor musun? Ama ben sana önce, sana neler sorulmayacağını söyleyeyim. Öldüğünde harika, etkileyici bir yazı üzerinde mi çalışıyordun diye sorulmayacak. Uzun muydu kısa mıydı, hüzünlü ya da komik miydi, yayımlandı mı yayımlanmadı mı diye sorulmayacak. Onun üzerinde çalışırken formda mıydın formsuz muydun diye de sorulmayacak. Hatta bittiğinde senin de sürenin dolacağını bilseydin, üzerinde çalışmak isteyeceğin yazı bu muydu diye bile sorulmayacak - Sanırım bu bir tek zavallı Sören K.'ya sorulacak. Sana sadece iki soru sorulacağından eminim. Yıldızların ne zaman çıktı? Yüreğini harıl harıl satırlara döküyor muydun? Her iki soruya da evet diye cevap vermenin ne kadar kolay olduğunu bir bilsen."
"Onun bilyesine -İra'nın bilyesine- vurursan memnun olacaksın, değil mi? Memnun olmayacak mısın? Ve eğer birinin bilyesine vurduğunda memnun oluyorsan, gizliden gizliye bunu yapmayı pek de beklemiyordun demektir. Öyleyse içinde biraz talih olmalı, şöyle epeyce kaza olmalı."
"Bununla işim bitti. Ya da, onun benimle işi bitti. Zihnim esas itibariyle daima herhangi bir tür sonda duraksamıştır. Çocukluğumdan bu yana, sırf o yaşlı Çehov-yemleyen yaygaracı Somerset Maugham'ın bir Başlangıç, bir Orta ve bir Son dediği şeyden var diye kaç hikaye yırtmışımdır acaba? Otuzbeş mi? Elli mi? Yirmi yaş civarındayken tiyatroya gitmekten vazgeçmemin binlerce nedeninden biri de, sırf yazarın biri ebediyyenaptal perdesini kapatıyor diye, kuyruk olup tiyatrodan çıkmaya müthiş içerlememdir."
Yükseltin Tavan Kirişini, Ustalar ve Seymour: Bir Giriş - J. D. Salinger
"Yola düşüp bütün dünyayı dolaşsan, şu İsa duanı sana doğru dürüst okumasını öğretecek bir üstat-bir guru, bir kutsal kişi- bulmak için, bunun ne yararı olacak sana? Sen daha burnunun dibinde duran bir kase kutsanmış tavuksuyu çorbayı görmezken, basbayağı kutsal bir kişiyi gördüğünde onu nasıl tanıyabileceksin, ha?"
Franny ve Zooey - J. D. Salinger
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder